Bildiğiniz gibi memur ve emeklilerin maaş zamları her yılın Ocak ve Temmuz ayında enflasyon oranlarına göre hesaplanarak yürürlüğe konuluyor.

Zira memurlar ve emekliler, zamlı maaş aldıkları Ocak ayından 1 ay sonra zaten gelen enflasyon (%5) nedeniyle bütün zammın bir anda havaya uçtuğunu görmenin acısını yaşıyorlar.

Kalan 5 ayda bütçelerinde büyük bir daralma ile büyük bir problemle karşı karşıya kalıyorlar. 5 ay sonra alacakları zammın hiçbir ehemmiyeti kalmıyor.

Bu nedenle bu haksızlığın bir nebze olsun telafi edilmesi amacıyla memur ve emeklilerin maaş artışlarının 3 ayda bir değerlendirilmesi, hakkaniyet ve adalet için daha yerinde olacaktır. Hatta bu durum kanun hâline getirilmelidir.

"Enflasyonun çift haneli rakamlara ulaştığı dönemlerde maaş artışları 3 ayda bir değerlendirilir."

Aksi takdirde memurların günden güne alım gücü düşmekte ve fakirleşmeye mahkûm olmaktadırlar.

Memurlar artık yatırım yapmayı ve birikim yapmayı çoktan unuttular. Emeklilerin hâlini zaten söylemeye gerek yok.

Çocuklarını özel okullarda okutanlar, çocuklarını özel okullardan aldılar.
Karı koca memur olanların bile yaşam zorluğu çektikleri araştırmalarla ortaya konulmuştur.

Devlet, memurunun itibarını koruyamazsa kendi itibarından olur.

Bugün memurlar özel hastanelerin yanlarından bile geçemiyorlar. Sadece hayatlarını devam ettirecek bir pozisyona düşmüşlerdir.

TÜİK enflasyon hesaplamasında manipülasyon yapıyor mu, yapmıyor mu bunu da memurların yaşantısına bakarak anlamak gerekiyor.

Eskiden tatile çıkan memur bugün tatile çıkabiliyor mu?
Eskiden çocuklarına her bayram kıyafet alan memur bu bayram alabiliyor mu?
Eskiden dışarıda ailece yemek yiyen memur şimdi yemek yiyebiliyor mu?

Devlet sadece memur ve emekliler üzerinden bütçesini kontrol edemez. Devletin öncelikle ve acilen ciddi bir tasarruf bütçesine geçmesi gerekir.

Kamudaki israfın boyutları had safhadadır. Bunun için yapılacaklar bellidir.

Türkiye'de mevcut İletişim Başkanlığı kurumu vardır. Bu kuruma ek bir görev verilebilir.

Tüm kurumlardaki israfın boyutları ve nerelerden tasarruf yapılabileceği araştırılabilir. Bu kuruma yardımcı olmak üzere her kurumdan bir memur görevlendirilebilir. Her kurumun işleyişi ve imkânları farklıdır. Her kurum kendi imkânları ölçüsünde değerlendirmeye tabi tutularak kaçaklar tespit edilebilir. Örneğin kamu hastanelerindeki tasarruflar çok net bir şekilde ortaya konulabilir. Kamu alımlarındaki harcamalar, ihaleler gözden geçirilmeli ve nerelerde sızıntı olduğu somut bir şekilde ortaya konulmalıdır.

Çünkü kurum içindeki bir memur, kurum harcamalarının boyutlarına dışarıdakilerden daha çok vakıftır.

Unutulmamalıdır ki;
Devlet ekonomisinde adalet bozulursa ülkede huzur kaybolur.