Kayseri İl Milli Eğitim Müdürü Coşkun Esen’in açıkladığı 2025 ve 2026 yatırım programı kapsamında kentte 23 yeni okulun yapılacak olması, şehrin eğitim geleceği adına son derece önemli bir gelişme olarak karşımıza çıkıyor.

Özellikle bu yatırımlar sayesinde Kayseri’de uzun süredir tartışılan ikili eğitim
sisteminin sona erdirilmesinin hedeflenmesi, öğrencilerin daha sağlıklı ve verimli bir eğitim ortamına kavuşması açısından umut verici.

Eğitim, bir toplumun kalkınmasının en temel yapı taşlarından biridir.
Nitelikli okul binaları, güçlü eğitim kadroları ve güvenli eğitim ortamları, yalnızca bugünün öğrencilerini değil yarının toplumunu da şekillendirir. Bu yatırımların bir başka önemli yönü de 6 Şubat depremlerinin ardından eğitim yapılarının dayanıklılığı
ve güvenliği konusunun daha fazla gündeme gelmiş olmasıdır. Deprem gerçeğiyle yaşayan bir ülkede,okul binalarının sağlam ve modern standartlara uygun şekilde inşa edilmesi yalnızca eğitim politikası değil aynı zamanda bir güvenlik meselesidir. Bu nedenle yeni okul yatırımları, sadece derslik sayısını artıran bir hamle değil; aynı zamanda çocuklarımızın güven içinde eğitim almasını sağlayacak geleceğe dönük stratejik bir yatırımdır.


Ancak eğitim yatırımları yalnızca bina yapmakla tamamlanmış sayılmaz. Okulların çevresindeki sosyal ve güvenlik ortamı da en az fiziki koşullar kadar önemlidir. Ne yazık ki son yıllarda özellikle bazı okul çevrelerinde uyuşturucu satıcılarının varlığına dair şikâyetler artmaktadır. Öğrencilerin kolaylıkla ulaşabileceği alanlarda uyuşturucu madde satışı yapılması, eğitim kurumlarının güvenliğini ciddi şekilde tehdit eden bir durumdur.

Devletin kolluk kuvvetleri bu konuda zaman zaman operasyonlar gerçekleştirse de okul çevrelerinde daha güçlü ve sürekli bir denetim mekanizmasına ihtiyaç olduğu açıktır. Çünkü öğretmenlerin okul içindeki varlığı her ne kadar önemli bir otorite ve rehberlik sağlasa da
okul çevresinde yaşanan bu tür tehditlere karşı tek başına yeterli bir caydırıcılık oluşturamamaktadır.


Uyuşturucu kullanımının özellikle gençler arasında yaygınlaşması yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda ciddi bir toplumsal risk olarak karşımıza çıkmaktadır. Ergenlik dönemindeki bireylerin uyuşturucuya yönelmesi; okul ortamında disiplin sorunlarının artmasına, öğretmenlere ve akranlara yönelik şiddet olaylarının çoğalmasına ve eğitim atmosferinin bozulmasına neden olabilmektedir.

Bu durum zamanla okul ortamında bir kaos düzeni oluşturmakta ve eğitimin temel amacı
olan güvenli öğrenme ortamını zedelemektedir. Türk Ceza Kanunu da uyuşturucu maddeyle mücadele konusunda önemli hükümler içermektedir.


TCK’nın 188. maddesi, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticaretini ağır bir suç olarak
düzenlemekte ve bu suçu işleyenlere uzun süreli hapis cezaları öngörmektedir. Aynı şekilde TCK’nın 191. maddesi ise uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma ya da bulundurma fiillerini suç olarak kabul etmekte ve bu kişiler hakkında tedavi ve denetimli serbestlik gibi hukuki yaptırımlar uygulanabilmektedir.

Türk Ceza Kanunu’nda uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını
kolaylaştırmak ayrı bir suç olarak düzenlenmiş; bunun yanında kullanmak amacıyla uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ya da doğrudan kullanmak da suç kapsamında değerlendirilmiştir.

Ne yazık ki özellikle okul çağındaki bazı gençler, arkadaş çevresi ya da merak gibi
nedenlerle bu tür davranışlara yönelmekte ve çoğu zaman bunun hukuki sonuçlarının farkında olmamaktadır. Oysa okul ortamında ya da okul çevresinde bilinçsizce gerçekleştirilen bu eylemler, yalnızca bir “yanlış tercih” değil, aynı zamanda kanun karşısında suç teşkil eden davranışlardır.

Özellikle okulların çevresinde bu tür suçların işlenmesi hem hukuki hem de toplumsal açıdan daha büyük bir tehlike oluşturduğu için kolluk kuvvetlerinin ve yerel yönetimlerin daha hassas bir yaklaşım sergilemesi gerekmektedir.

Bugün Kayseri’de yapılacak yeni okullar, geleceğe atılan değerli birer yatırım niteliği taşımaktadır. Ancak bu yatırımların gerçek anlamda karşılık bulabilmesi için okul binaları kadar okul çevrelerinin de güvenli hale getirilmesi şarttır.

Eğitim yalnızca sınıf içinde verilen bir faaliyet değildir; öğrencinin okula
giderken geçtiği sokaklardan okul kapısının önüne kadar uzanan geniş bir güvenlik alanını kapsar.

Çocuklarımızın ve gençlerimizin eğitim yolculuğunun herhangi bir aşamasında uyuşturucu tehdidiyle karşılaşmaları kabul edilebilir bir durum değildir.

Unutulmamalıdır ki gençler bir toplumun en değerli hazinesidir. Onların sağlıklı, bilinçli ve güvenli bir ortamda yetişmesi yalnızca ailelerin değil, devletin ve toplumun da ortak sorumluluğudur. Gençlerimizin eğitim göreceği yeni modern okullar inşa etmek elbette çok kıymetlidir; fakat gençlerimizi aynı zamanda zararlı alışkanlıklardan koruyacak sosyal ve güvenlik politikalarını da kararlılıkla uygulamak zorundayız.


Çünkü gençler bizim geleceğimizdir. Geleceğimizi kuracak olan bu neslin uyuşturucunun karanlığına kurban edilmesine asla izin vermemeliyiz.

“Okul inşa etmek geleceği kurmaktır; ama o geleceği uyuşturucudan korumak da aynı derecede bir sorumluluktur.”