Kayseri… Siyasetiyle, ekonomisiyle, iş dünyasıyla, sohbetiyle, eğlencesiyle, ibadetiyle ve hayırseverliğiyle Türkiye’de bambaşka bir yerde duran kadim şehir. Hatta öyle ki; "Türkiye bir yana, Kayseri bir yana" derler. Bu söz boşuna söylenmemiştir. Ancak bu güçlü yapının içinde yıllardır değişmeyen, şehri içten içe kemiren bir sorun var: Görevi bitenlerin, bittiğini bir türlü kabullenememesi…

Bir Kez Makam Gören, Ömür Boyu Yönettiğini Sanıyor

Kayseri’de bir kişi; bir kere milletvekili olmuşsa, bir kere il başkanlığı yapmışsa, bir kere bakanlık koltuğuna oturmuşsa sanıyor ki ömür boyu bu şehri de bu ülkeyi de yönetme hakkı kendisinde. Görev bitmiş, yetki bitmiş ama müdahale hırsı bir türlü bitmemiş!

Bu beyler kendilerini hala "Kader Tayin Edici" sanıyorlar. Öyle bir kibir dağı inşa etmişler ki;

  • Kimin para kazanıp ihya edileceğine, kimin iflasın eşiğine itilip yerin dibine sokulacağına,

  • Kimin hangi makama seçileceğine, hatta kimin cezaevine gireceğine,

  • Kimin kiminle evleneceğine, kimin kimi boşayacağına,

  • Kimin sevileceğine, kimin dövüleceğine kadar her konuda kendilerini hala karar verici sanıyor ve öyle davranıyorlar.

Her Atamada, Her Seçimde Aynı İsimler

Şehirde bir derneğe başkan mı seçilecek? Adam derneğin üyesi bile değil ama kulislerin tam ortasında, kendine görev addediyor. Bir meslek odasında seçim mi var? Yine aynı isimler sahnede. Bir il müdürü mü atanacak? Ortada hiçbir hükmü kalmamış "eski"ler, "Atamayı ben yapacağım!" diyerek şehri ayağa kaldırıyor, ortalığı birbirine katıyor.

Görevi bitmiş seçilmişler, işi bitmiş atanmışlar hala bu şehirde hüküm sürmeye çalışıyor. Sahneden çekilmek yerine yeni yollar bulmuşlar: Bir dernek kuruyorlar, bir vakıf oluşturuyorlar ve o yapıların arkasına saklanıp şehri uzaktan kumandayla yönetmeye kalkıyorlar. Aslında şehri karıştırmaktan ve huzursuzluk üretmekten başka bir işe yaramadıklarının farkında bile değiller!

Yeni Yöneticileri "Açmaza" Düşürüyorsunuz

Unutulan bir gerçek var: Bugün bu şehrin yeni seçilmişleri, yeni atanmışları var. Onlara alan açılması gerekirken eski alışkanlıklarla her işe müdahale etmek, şehre katkı değil köstek olmaktır. Yarattığınız bu baskı ortamı, görevdeki arkadaşları korkunç bir ikileme sürüklüyor:

  • Karşı çıksalar; "saygısızlık" oluyor.

  • Destekleseler, dediklerinize onay verseler; bu sefer kendi otoriteleri sarsılıyor, sizin gölgenizde kalarak değersizleşiyorlar.

Siz aslında bu tavrınızla hem kendinizi hem de yerinize gelenleri kendi elinizle itibarsızlaştırıyorsunuz.

Uzaktan Talimatla Şehir Yönetilmez!

Daha da ilginci; adam buradan tayin olmuş gitmiş, Kayseri ile hiçbir resmi bağı kalmamış ama hala buradan bilgi alıp Kayseri’ye yön vermeye çalışıyor. Bu nasıl bir vazgeçememe halidir? Bizler şehrin huzuru için susuyoruz ama bu sessizlik her müdahaleyi kabul ettiğimiz anlamına gelmiyor.

Yapmayın Beyler!

Yapmayın… Saygınlığınızı yitirmeyin. Oturun oturduğunuz yerde. Bizler gelelim, yaptığınız hizmetler için ellerinizden öpüp geçmişi yad edelim. Fikrinizi, desteğinizi alalım. Ama siz siz olun, kendi kendinize görev addedip her şeye karışmayın.

Göreviniz bittiğinde en büyük erdem, geri çekilmeyi bilmektir. Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından size yeni bir görev tevdi edilinceye kadar; lütfen köşenize çekilin ve torun büyütün. Bu şehir artık "eski gölgelerle" değil, yeni iradeyle ve taze enerjiyle yoluna devam etmek zorunda.

Saygın kalmak, ne zaman gitmesini bilmekle mümkündür.